RASTLARSA BİRİNE BİRİ ÇAVDAR TARLASINDA

Bugün (27 Ocak) Salinger’in vefat yıldönümü. Yaşamını fiziksel olarak yitireli tam iki sene oldu. Salinger şüphesiz okuyucularda ayrı bir tat bırakmış, her ne kadar kınansa, küçümsense de edebiyatın apayrı tatlarından olmuş birisi. Şu ne kadar doğru: ‘ ‘Oku. Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı keşfet, ister ilk kez olsun, ister yirminci kez. Dokuz Öykü’yü, Franny ve Zooey’i, Yüksekltin Tavan Kirişini ve Seymour’ı oku. Salinger’in eserlini onlara derinden gömülü olan yazarın anısı için yeniden deneyimle. İnsan Salinger gitmiş olabilir -bu neden dünya daha bir boş yer- ama o, yarattığı sayfaları içerisinde her zaman yaşamaya devam edecek ve sanatı aracılığıyla bugün de yarın da, New York bulvarlarında yürüdüğü ve New Hampshire ormanlarında hezindiği kadar canlı kalacak.”

Salinger’e saygıyla.

Devamını Oku »

DON KİŞOT NEDİR?

Siyasilerimizden pek rastlayamadığımız bir manzarayla karşı karşıyayız. Don Kişot tartışması iktidar ve ana muhalafet partisi liderlerince ‘Don Kişot nedir, ne değildir?’ diye sürüyor. Biz de daha önce yayınladığımız Ömer Seyfettin’in kaleminden Don Kişot isimli yazıyı tekrar yayınlamayı uygun gördük. Büyük ölçüde Don Kişot’un kim olduğu anlaşılacaktır sanırız.

Şüphesiz ki Don Kişot gibi ünlü bir roman karakteri göstermek oldukça zordur. Edebiyat ile alakadar olanlar için belki bu zor olmasa da, edebiyatı tanımayanlar için karakter isimleri söylemek büyük bir sorun teşkil eder. Fakat bu tür kişiler için bile Don Kişot bir anlam ifade eder. Kitabı okunsun okunmasın, Cervantes bilinsin bilinmesin, Don Kişot hep biline gelmiştir. Öyle ki, hayal peşinde koşanlara, müşkülpesent davrananlara hep Don Kişot bir tariz babında söylenmiştir. Ve daha nicesi tabii… Bu hâlde, Don Kişot neden bu kadar önemlidir? İlk modern roman örneklerinden olduğu için mi? Hayır, zira ‘ilk’ olduğunu bilmeyen kişiler bile Don Kişot tabirini kullanıyorlar. O hâlde bir edebiyat meselesi değildir Don Kişot, sayfalara sığamayacak bir ‘şeyler’ vardır onda.
Devamını Oku »

Cemal SÜREYA’YI ANARKEN

Gündemimiz çok dolu olduğundan mıdır nedir çok değil yirmi senenin edipleri dahi artık sadece geçiştiriliyor, gazetelerde ufacık bir satırla ‘anılan’ ediplerimize gösterdiğimiz vefa onları eminiz çok mesut ettiriyordur.

Cemal Süreya’nın geçtiğimiz günlerde ölüm yıldönümüydü. Bu büyük şairi birazcık olsun analım, mezarında gülümsetelim istedik.

 

Devamını Oku »

leykelerson

Leyleklerin Uçuşu Özel

Bu yazımızda daha önce duyurduğumuz Leyleklerin Uçuşu dizisinin yönetmeni Jan Kounen ile yapılan kısa söyleşiye yer veriyoruz. Tabii bu kadarla yetinmeyip takipçilerimize diziyle ilgili olarak -ilk defa- yeni görüntüler sunuyoruz.

Devamını Oku »

BİR YAZIT HİKÂYESİ

Bazen düşünmeden söylenenler çok tuhaf yerlere varabiliyor. Aslında tuhaftan ziyade komik oluyor. Geçenlerde bir tanıdığımız ‘Efendim, Türk’ün gücünü gösteren en büyük yazıt Orhon Yazıtları’dır. Var mıdır dünyada başka bir eşi?’ şeklinde konuşuyordu. Eşi benzeri yok, sözünden ziyade üstünde durulması gereken bir konu vardı ve bize aslında nere(ler)de yanlış yaptığımızı gösterdi. Bu yazımızı okuyunca yanlışı sizde göreceksiniz. İşte bir yazıt hikâyesi…

Devamını Oku »

2011kis

2011′İN ENLERİ

2011 yılını artık geride bırakırken polisiye severler için yararlı olacağını düşündüğümüz, 2011 yılında yayımlanmış yahut baskısı yenilenmiş önemli kitapları listeledik. Listedeki önem, gerçekten iyi bir polisiye özelliği göstermeleridir kitapların. Dolayısıyla 2011′i geride bırakırken bu kitapları -eğer fark etmemişseniz- geride bırakmayın…

Devamını Oku »

2011

Geçtiğimiz haftanın önemli olaylarından birisi Kuzey Kore lideri Kim Jong İl’in hayatını kaybettiği idi. Öncelikle bu kapalı kutu gibi duran ülkenin bir liderinin vefat haberinden çok halkın kendisine gösterdiği sevgi (!) Batı’yı şaşırttı. Aslında bu şaşkınlık daha sonra anlaşıldı ki, her şey bir ‘sinema’dan ibaretmiş. Yani ‘motor’ denilince insanlar yaş dökmeden ağlamaya başlıyorlarmış. Bu olay bize her ne kadar 1984 geride kalsa da yine 1984′ü hatırlattı. Orwell’in ‘anti-roman’ olarak nitenelen ütopik kitabı neden hâlâ okunmalı, sanırız ‘sahte yaşların’ ne kadar iğrenç olduğunu görmek için…

Devamını Oku »

ÇEHOV TERÖRİST MİYDİ?

Bir habere göre Ankara’daki bir Anadolu lisesinde önerilen kitap ‘sakıncalı’ bulunarak; ”Bizden olmayanı neden okuturlar ki?” şeklinde karşılık görerek, tahkikat başlatılmış. Sormadan edemiyoruz, edebiyatın ilk gayesinin sanat olduğunu ve sanatın tüm insanları kapsayan ama insanların ‘yapacak daha önemli işleri’ olduğundan bir türlü anlayamadıkları konuyu yani ‘insanlığı’ barındırdığını ‘sakıncalı’ şekilde tuhaf söylemlerde bulunanlar bilmezler mi? Bilmezler de böyle konuşurlar diyoruz..

Devamını Oku »

Le Passager Hakkında Ne Dediler

Kitabın Fransa’da yayımlanmasıyla hayli ilgi gördüğünü söyledikten sonra asıl merak edilen okuyucuların yorumlarına değiniyoruz. Burada Fransız okuyucuların kitap hakkında seçme yorumlarını sunmaya çalıştık. Genel bir kanı için faydalı olduğunu düşünmekteyiz.

” Kitap bitiyor ama hikaye devam ediyor. Ben böyle hissettim. Sanki labirentte hâlâ yol alıyorum gibi. Kitap bazen beni çok zorladı. 30 sayfayı iki günde  özümseyerek okuyabildim. Tabii bu durum kitabın gerçekliğine darbe vurmuyor, bilakis karakterler ve olay öylesine gerçekçi geldi ki bana bir an diğer kitaplarda olduğu gibi odanın içinden gelen sesle irkilir oldum. Kitap ilk sıralamama rahat girdi. ”

Devamını Oku »

Holmes Doğuyor

128 yıl önce bir postanede taslakları kaybolan ve ardından Sherlock Holmes‘un yaratıcısı Arthur Conan Doyle tarafından hatırında kalanlarla tekrar yazılan ve 2004 yılında bir özel koleksiyon’da müzayede sırasında ortaya çıkan yazarın ilk romanı “The Narrative of John Smith” satışta. Yapılan yorumlar yazarın ilk kitabı olması münasebetiyle Sherlock Holmes’a dair ‘ilk’ bilgilerin dolayısıyla da doğumunun bilgilerinin yer aldığı yönünde.

Devamını Oku »

Powered by WordPress | Designed by: video games | Thanks to game videos, game cheats and game blog