![]()
Yazarımız Grange’nin 2010 Tüyap Kitap Fuarı kapsamında ülkemize gelmesi vesilesiyle yaptığımız röportajı buradan okuyabilirsiniz.
Pek çok soru ve merak edilenler üzerine yaptığımız konuşma…
Grange ülkemize gelince hayranları oldukça sevindiler. Bayram çocukluğu salıncaklarla geçmiş gibi biz de şendik o gün. Ve Grange ile DK standında karşılaşıp, hasbıhal ettikten sonra röportajımızı gerçekleştirdik.
Hani bazen çok istediğiniz bir şey hayatınızda birden bire oluverir ve sanki o istediğiniz şeyin olmasının farkına varmazsınız olur ya, işte bizde öyle bir duygudaydık. Zira şimdi o çok istediğimiz anla karşı karşıya kalmış; Grange ile yan yana oturup, röportajımızı gerçekleştiriyorduk. Grange ile TV kanalları, gazeteler ve dergiler röportaj için adeta yarışır vaziyetteler. Ah birde şairin dediği gibi elimizden kayıp giden zaman olmasa! Grange ile kısa bir sohbetten edip röportajımızı yapıyoruz.

Soru: Öncelikle Türkiye Topluluğunuz ile röportaj yaptığınız için teşekkür ederiz. Pek çok okuyucu kitaplarınızın sonunun biraz ‘acele’ bittiğini söylüyor, sizce bunun açıklaması nedir?
Cevap: Ben ani sonları yazmayı seviyorum. Aslında bu okuyucunun isteğiyle alakalı bir şey. Genelde polisiye veya gerilim okuyan uçurumdan düşer gibi bir sonu seviyor ve bende buna uymaya çalışıyorum.
S: Pek çok milliyetçi ülke varken neden K. İmp’da Türkiye’yi seçtiniz? Türkiye’nin görüşünü sizce nasıl?
C: Ben Türkiye’yi seviyorum. Hem Türkiye’yi hem de insanlarını seviyorum. Öncelikle bu sevgim ve ilgim beni ülkeniz ile ilgili kitap yazmaya yönlendirdi. Aslında epey büyük(geniş) bir tarihiniz var ve daha binlerce roman konusu yapılabilirler. Ama benim çizgim gereği Bozkurtlar bana yakın oldular. Zira onlarla ilgili gazetecilik yıllarımda araştırma yapmıştım. Gerçi bu yarım kalan bir araştırmaydı. Yine de benim ilgimin mihenk taşıdır diyebilirim. İşte bu gibi nedenlerden ötürü K. İmp. Türkiye’yi içeren bir kitap.
S: Kötülük nedir size göre?
C: Aslında bu benim çocukluktan beri hayatımda olan şey Savaş görüntüleri Tv’de yayınlanınca beni çok etkilerdi. Ve bu konularda kendi kendime hep soru sorardım neden acaba, neden bu kadar şiddet var diye. İşte beni bu ‘neden’ kötülük üzerinde durmaya itti. Aslında normal hayatımda bir ailem var ve çocuklarımla mutlu bir yaşam sürüyorum. Büyük oğlum kitabımı okudu ve gerçi ama diğerleri bu kadar ‘kötü’ yazdığımı bilmiyorlar. Bence insanlar kötüyü seviyorlar ve kötülük okuyarak bir nevi şeytan çıkarıyorlar. Kitaplarım kötülük üzerinde odaklıdır ve bunun sebebi kötülüğün temeline inmek isteyişimdir. Siyah Kan’da malumunuz sevgisizliğin nelere mal olabileceğini anlattım.
S: Jc-Grange olarak neden edebiyat?
C: Roman okumaya bayılıyorum. Edebiyat öğrenimi aldım ve bu bilgi de beni edebiyata sevdirdi. Çok okudum ve çok çalıştım tabii. Bunun sonucunda da bir yazar olduğumu düşünüyorum.
S: Kitaplarınız kurgusu neden bu kadar başarılı?
C: Fikirlerimi hayal gücü ve gazeteciliğim oluşturuyor. Çok şey gördüm, gerçekten anlatılmayacak şeyler… Gördüklerimi de sırası gelince kullanıyorum. Kurgunun bu denli başarılı olması aslında polisiye ile alakalı bir şey. Polisiye yapısı gereği iyi bir konuyla çok iyi harmanlanıyor ve güzel bir kurgu ortaya çıkıyor.
S: En iyi kitabınız hangisidir ve hiç yazarlığı bir gün noktalamayı düşündünüz mü?
C: Yeni yazdığım kitabım en iyisidir diyeceğim.(gülüyor) Ve ölene kadar da yazmayı sürdüreceğim.
S: Son olarak bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Sizin ‘son olarak’ diyeceğiniz var mı?
C: (Tebessüm) Sorularınız için ben size ve takipçilere teşekkür ederim.




Ocak 30th, 2011
Beynunet
Kategori
Etiketler: 























